Ana Sayfa » Fransa » Paris Her Zaman Güzel Bir Fikirdir.

Paris Her Zaman Güzel Bir Fikirdir.

Paris, Dünya başkentlerinin belki de en güzeli en görkemlisi en etkileyicisi. Sanki büyülü bir şehir. 24 saat uyumayan, her yeri romantizm ve tarih kokan bir yer. Burada eşinize, sevgilinize tekrar aşık olacak, onunla gezmeye ve beraber fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız. Biz de hemen hemen herkes gibi Paris’e hayran kaldık. Çok gezdik, çok yorulduk. Yalnız hepsine değdi ve mutlaka tekrar ziyaret edeceğiz. İşte bizim gezimizin detayları…

Paris’e Hangi Havayolları ile Gidilir?

Uçak biletimi ben Türk Hava Yolları’ndan aldım. Özellikle THY wingonun baya uygun fiyatlı kampanyaları olduğu için de sizin bir göz atmanızı tavsiye ederim.  THY dışında Aegean Airlines, Aeroflot, Swiss, Emirates, Air France, British Airways, Alitalia, Atlasglobal, Onur Air, Pegasus gibi  türlü türlü havayolları da var. Artık işinize hangisi geliyorsa. Ben mil biriktiriyorum o yüzden 🙂

Yolculuğa gelince toplam 3s 40d saat sürüyor. Uçak da Terminal 1’e yanaşıyor. Bu arada eğer uçaktan çıkar çıkmaz Rossy Bus’a yetişmeye çalışıyorsanız bilin ki pasaport kontrol çok hızlı ilerlemiyor ve baya uzun kuyruklar oluyor.

Charles de Gaulle Havalimanı’ndan Opera Meydanı’na Nasıl Gidilir ?

Havalimanından sabah saat 6 ile akşam 8:45 arasında her 15 dakikada bir, akşam 8:45 ile gece 00:30 arasında her 20 dakikada bir Rossy buslar bulunmakta. Onlarla çok rahat bir şekilde Opera Meydanı’na gidebilirsiniz. Bilet ücreti 11.5 Euro. Bileti otobüsün içinde alabiliyorsunuz.  Uçaktan indikten sonra kime sorsanız yerini gösterir. O yüzden nasıl bulacağız diye endişelenmeyin. Kapıdan çıkar çıkmaz görüyor olacaksınız. Yolculukta toplam 1 saat sürüyor. Valla isterseniz taksiyle de gidebilirsiniz ama bence hiç gerek yok. Biz rahat bir şekilde gittik.

Paris’te Nerede Kalınır ?

Biz otelimizi ayarlamadan önce merkezi bir yerde olmasına, metroya yakın olmasına  ve yürüyerek bir çok yere ulaşılabilecek bir yerde olmasını önem verdik. Bu yüzden Opera Meydanı’na 5 dakika uzaklıkta olan Millennium Hotel diye bir otelde kaldık. Otel çok özel bir olmamakla beraber bence lokasyon bakımından süperdi. Onun dışında yataklar, tuvalet falan temizdi. Benim eşim hiç söylenmedi 🙂 Evli beyler o yüzden size bu oteli tavsiye edebilirim. Biz 3 günlük rezervasyon için kahvaltı dahil 1300 TL ödedik. Eğer bütçe açısından sıkıntınız yoksa Westin Vendome veya Inter Continental Le Grand Hotel’de de kalabilirsiniz.  Yine ucuz bütçeli başka bir yer bakıyorsanız  Golden Tulip Opera De Noailies otelini de düşünebilirsiniz.

(Eğer Paris’te balayı oteli seçme konusunda zorlanıyorsanız Paris’te Balayı Yapılacak En İyi 15 Otel yazımız size bu anlamda yardımcı olacaktır.)

Paris’e Ne Zaman Gidilir?

Fransa’nın kışlarının gayet soğuk geçtiğini duymuştum. O yüzden hiç bana göre değil soğuk havalar. Bir de dona dona gezmeyi ben hiç sevmiyorum.

Paris’e biz yazın gittik. Öyle hiç kavrulmadık açıkçası. Bahar aylarında da gidilebilir fakat bizdeki bahar gibi değil oranın baharı. Biraz daha soğuk oluyor. Yazın bazen çok yağmurlu oluyormuş. Artık biraz da şans. Bence mantıklısı yazın yine de. Şortlarla falan rahat rahat gezersiniz.

Paris Metrosu

Paris metrosu karışık mı yok efenim nerden çıkarıyorsunuz 🙂 Ben hayatımda böyle metro haritası görmedim. Orayı oraya bağlamışlar. Orayı oraya… Her yerde metro var. Biz gitmeden nereye gideceğimize bir bakıyor, binmeden önce de kesin birine soruyorduk yanlış yere gitmeyelim diye. Siz de sorun. Kasmayın. Ücretlere gelince tek bir bilet 1,90€. Bunun yerine onluk set halindeki “carnet/karne” almanız durumunda 14,50€ ödemeniz gerekiyor. Biz carne aldık. O daha hesaplı oldu. Hem de ikide bir de nerden bilet alacağız stresine girmedik.

Paris’te Gezilecek Yerler

Ben burada biraz dersime çalışmıştım. Öncelikli olarak kendime 3 günlük harita çıkardım. Onu da sizinle paylaşayım belki işinize yarar. Yalnız, bütün bunları yaparken çok sağlam yürüyüş yapacağınızı söyleyeyim. Bu arada harita üzerinde yakın yerlermiş gibi duruyor mekanlar ama inanın gezerken hiç öyle olmuyor. Ayrıca, harita üzerinde olmayan çeşit çeşit tarihi eseri de yolunuzun üzerinde göreceksiniz ve epey bir kaybolacaksınız 🙂 (Hatta şunu söylüyeyim kaybolması en kolay şehir diyebilirim çünkü bütün binalar birbirine benziyor.) Gezerken ayağınıza rahat bir ayakkabı giymeniz bu açıdan sizin faydanıza olur.

Birinci Gün

İlk gün biz otele yerleşir yerleşmez, sırt çantalarımızı aldık, spor ayakkabılarımızı giydik ve başladık gezmeye. Aşağıda bu yerleri tarihleriyle beraber yazıyorum. Be şekilde gezince her şey daha anlamlı oluyor yoksa boş boş bakıyorsunuz:) Ben de öğrendiklerimi hem yazdım hem de gezdiğim yerleri sizler için anlattım. Şimdi gelin bu gezilecek yerleri beraber inceleyelim…

İlk Günün Haritası

Gezeceğimiz ilk yer Palais Garnier

Bizim otelimize en yakın burası olduğu için gezmeye ilk olarak Palais Garnier’den başlayacaktık. Otelimizden yürüyürek 5 dakika sonra Palais Garnier’e ulaştık. Öğrendiğim kadarıyla zamanında burada 3. Napolyana bir suikast girişiminde bulunulmuş. Kendisi bu saldırıdan kurtulmuş fakat bu saldırı sonucunda bir çok kişi ölmüş ve yaralanmış. Bu olaydan sonra orada bir Opera Binası yapılmasına karar verilmiş. Mimarı seçmek amacıyla bir yarışma gerçekleştirilmiş ve yarışmaya toplam 170 başvuru yapılmış. Bu yarışmayı da ilk mimari projesiyle Charles Garnier kazanmış. O yüzden de buraya Palais  Garnier deniyor. Şu an Palais Garnier dünyanın en iyi opera binası olarak kabul ediliyor. İçeri giriş 11 Euro.

Concorde Meydanı

Şanzelize Caddesi’nin başında yer alan, Fransa’nın 2.büyük meydanı olan ve 1800’lü yıllarda Mısırlıların Fransızlara hediye ettiği dikilitaşın bulunduğu meydandır burası. Malumunuz kardeşi de İstanbul’da yer alıyor bu taşın. Paris’in en önemli meydanı olmakla birlikte Fransız İhtilali zamanı sırasında giyotinler buraya kurdurularak ölüm cezamlarını burada gerçekleştirilmişler.

Place de la Concorde - Paris

Grand Palais

Burası Paris’in bilim müzesi. Eğer çocuklarınızla beraber Paris’e geldiyseniz onları gezdirmek için güzel bir aktivite olabilir. İçeri giriş 9 Euro. Çocuklar için bedava. Biz sadece fotosunu çektik dışardan.

Grand Palais Paris

Champs-Élysées

İlk olarak valla kırk yıl düşünsem Şanzelize Caddesi’nin bu şekilde yazıldığı aklıma gelmezdi. Burası net bir şekilde İstanbul’un Bağdat Caddesi. Kafeler, mağazalar, restoranlar, pahalı mağazalar ne ararsanız var. Gezmesi son derece keyifli. Özellikle Aber Crombie mağazasına girmenizi tavsiye ederim. Çok efsane bir mağaza olmuş.

Caddenin başında Concorde Meydanı sonundaysa Arc de Triomphe’u görebilirsiniz. Caddeye gitmek icin metrodan Champs Elysees Clemenceau durağında inmek yerine Franklin d. Roosevelt durağında inebilirsiniz. Orası tam caddenin ortasına çıkıyor.

Arc de Triomphe ( Zafer Takı)

45 metre yüksekliğinde 284 basamağın ardından tepesine çıkılabildiğinde Paris’i ayaklarınızın altına seren heybetli bir tarihi eser. Yukarı çıkmak 10 Euro. Biz yukarı çıkmadık oradaki turistler gibi selfie yaptık 🙂 Her taraf zaten foto çeken Asyalı turistlerle dolu. Eğer isterseniz, Charles de Gaulle-Étoile metrosuyla Zafer Takı’na gidebilirsiniz.

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yıllari Gustave Eiffel’in firması tarafından, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiş. İlk yapılırken şehrin görselliğini bozacağı düşüncesiyle çok eleştiri almışlar ve fuardan sonra yıkmayı düşünmüşler. Sonra bakmış görmüşler ki dünyanın dört bir yanından bu yapıyı görmeye  geliyorlar, yıkmaktan vazgeçmişler. Eyfelle ilgili bu tarihi bilginin ardından efendim yukarı çıkmak isterseniz epey bir sırada beklemek durumundasınız. Biz yine yukarı çıkmadık. Biz sırada bekleme işine gelemiyoruz pek 🙂 En yukarının ücreti 17 Euro, 2.kat ücreti ise 11 Euro. Bu arada 2-3 tane de evlilik teklifi yapan gördük. Bir tane Türk arkadaşımız da evlilik teklifi yaptı. Yalnız çocuğun elinde ne yüzük vardı ne çiçek. Oğlum çiçek hadi neyse tek taş olmadan evlenme mi teklif edilir 🙂 Hey Allahımmmm.

Eiffel Paris

Champ De Mars

Burası Eyfel’in hemen önündeki uzun bahçe gibi yer oluyor. Orada çimlerin üzerinde uzanıp Eyfel’in keyfini çıkarabilirsiniz. Biz en son buraya geldiğimizde tükenmiştik. Çok güzel oldu. Epey dinlendik. Yoldan geçenleri izledik:) O yüzden maalesef Orsay Müzesi’ne gidemedik. Bir diğer sefere inşallah.

İkinci Gün

İlk gün çok yorulduk. Adeta ayaklarımıza kara sular indi. Fakat hiç bir şey bizi gezmekten alı koyamazdı. O yüzden erkenden kalkıp gezilecek yerleri belirledikten sonra attık kendimizi dışarıya tekrardan. Paris bizi bekler…

İkinci Günün Haritası

Père Lachaise Cemetery

Allah Allah Paris’e gidince mezarlığa mı gidilir demeyin, gidiliyormuş. Burası bildiğiniz mezarlıklardan biraz farklı. İçerde kimlerin mezarı yok ki; La Fontaine, Moliere, Chopin, Oscar Wilde, Ahmet Kaya, Yılmaz Güney hepsinin mezarları burada. (Ahmet Kaya 71.bölge, Yılmaz Güney 62.bölgede). Akşam 6’da mezarlık kapanıyor. Ona göre kendinizi ayarlayabilirsiniz.

Cimetière du Père Lachaise

Opéra Bastille

Père Lachaise’den biz Opera Bastielle’ye yürümeye başladık. Biz burayı tarihi bir yer sanıyorduk. Meğersem modern bir opera binasıymış. Görülecek bir şeyi yok. Atlayabilirsiniz isterseniz.

Opéra Bastille

Place Des Vosges

Paris’teki enteresan meydanlardan bir tanesi. Binaların mimarisi, rengi, muhteşem park düzenlemesi, çeşmeler, heykeller Place des Vosges’i bir Paris gezisinde mutlaka görülmesi gereken yerler listesine sokuyor. 

Place des Vosges

Cathédrale Notre-Dam

Gotik mimarisi ile insanı hayran bırakan dünyaca ünlü Notre Dame Kathedrali içeriye adım attığınız andan itibaren size bambaşka zamanlara götürüyor. Bu güzel katedral 200 senede tamamlanmış. Ayrıca, Paris manzarasını izleyebileceğiniz en iyi noktalardan birine de sahip. İçeri girmek bedava fakat çatıya çıkmak 7 Euro. Toplam 402 basamak çıkmanız gerekiyor. Burayı görmeden Paris’ten ayrılmak büyük kayıp olur. Biraz sıra oluyor ama buna değer.
Cathédrale Notre-Dame de Paris

Sainte Chapelle

Bu kilise Gotik mimarisinin en iyi örnekleri arasında gösteriliyormuş ve kutsal emanetlerin saklanması amacıyla yaptırılmış. İnşaası 7 sene sürmüş ve içerde yaklaşık 1113 tane cam varmış. İçeriyi gezerken gerçekten çok etkileniyorsunuz. Tam bir sanat eseri. İçerideki hiç bir şey rastgele yapılmamış. Keşke bizim camilerimiz de bu şekilde yapılsa. Özellikle yeni yapılan camilerde ne bir sanat ne de doğru dürüst mimari var. İnsan hiç yapamıyorsa eski güzel camilerimizi kopya eder.

Bu arada içeri giriş 8 Euro ve çok uzun kuyruklar oluyor. Erken ve güneşli bir günde gitmenizi tavsiye ederim.

Sainte-Chapelle - Paris

Congiergerie

Sainte Chapelle’den çıktıktan hemen sonra buraya uğrayabilirsiniz. Eskiden hapishane olarak Congiergerie şu an müze olarak kullanılmakta. Dönemin hapishane yaşamı (16.yy) mankenlerle anlatılıyormuş. Biz buraya girmedik. Bilet ücreti 8.5 Euro diye biliyorum.

Conciergerie Notre-Dame-des-Champs, Paris

Pont des Arts

Sainte–Chapelle  Katedrali’nden çıktıktan sonra Seine Nehri boyunca ilk olarak Pont Neuf sonra Pont des Arts Köprüsü çıkar karşınıza. Köprünün biraz ilerisinde de Louvre Müzesi bulunmakta. Köprünün esas adı Sanat Köprüsü olmakla birlikte köprü Aşıklar Köprüsü olarak biliniyor. Kim uydurduysa işte zamanın birinde biri gelip aşkının ismini bir kilide yazıp köprüye takmış, aşkları hiç bitmesin diye de kilidin anahtarını suya atmış. Onu gören diğer akıllılar da aynı şeyi yapmışlar. Böyle böyle derken köprünün üzerinde 45 tonluk kilit birikmiş 🙂 Biz kilit takmadık. Saçma geldi 🙂 Zaten yerde yoktu hiç kilit takacak. En son okuduğum kadarıyla belediye bütün kilitleri sökmüş.

Louvre Müzesi

Eğer Louvre müzeyse bizim şu asana kadar gördüklerimiz ne? Eğer onlar müzeyse Louvre ne? Yok böyle bir yer. Hayatımda gördüğüm en güzel, en büyük müze. Gez gez bitiremiyorsunuz. Okuduğum kadarıyla müzede 380.000’den fazla obje ve sergilenen 35.000 tane de eser varmış. Yılda yaklaşık 8 milyon kişi müzeyi ziyarete geliyormuş. Biz yaklaşık 3 saate yakın içerde kaldık. İnanın her yerini gezemedik. Gittiğiniz göreceksiniz biraz da karışık bir yapısı var. Bu arada Mona Lisa’yı görme şansına biz de nail olduk. Yalnız ben Mona Lisa’nın karşısındaki dev tabloya hasta oldum. Bence o daha güzel. Neyini beğeniyorlar şu Mona Lisa’nın anlamıyorum 🙂  Müzeye giriş 15 Euro. Biletleri oradan alabiliyorsunuz.

Üçüngü Gün

Yorgunuz, ölüyoz:) Fakat artık son gün. O yüzden son bir enerjiyle kalan yerleri gezmeye devam edeceğiz. Bu sefer yürüyüş yerine bir çok yere ya taksiyle ya da metroyla gitmeyi planlıyoruz.

Üçüncü Günün Haritası

Sacré-Cœur Bazilikası

Hemen yanında olan ressamlar tepesiyle birlikte bizce Paris’in en romantik yeri burası. Paris’te aşk başkadır lafı hep kulaklarımızdaydı. Eyfel’e, Şanzelize’ye gittik eşimle. Fakat Sacre Coeur bambaşka duyguları yaşayacağınız bir mekan. Taksiden indindikten sonra kilisenin önüne doğru yürüsünüz ve o harika, mükemmel manzara tüm görkemi ve büyüleyiciliğiyle orada duruyor. O manzarıyı gördükten sonra hafifçe gülümsersiniz, sevdiğinizin gözlerine bakıp o an dersiniz, evet aşıkların şehri Paris’teyim.

Moulin Rouge

Paris’in en önemli kabarelerinden biri. Yalnız burası erotik kabareleri ile meşhur. Her akşam can-can, revü showları oluyormuş. Biz pas geçtik burayı. Bu arada Sacré-Cœur’dan Moulin Rouge’ye giderken Boulevard de Clichy diye bir cadde var. Cadde üzerinde yer alan bütün mağazalar sex shop veya sexle alakalı birşey. 1 km boyunca her yer böyle. Ben hayatımda böyle bir yer görmedim. Öyle söyleyeyim:)

Moulin Rouge

Picasso Müzesi

Müzede 3000’den fazla Picasso eseri ile birlikte Picasso’ya ait sanat koleksiyonu sergileniyormuş. Fakat artık biz o kadar sanat dolu olduk ki Paris’te o yüzden canımız gidip pek gezmek istemedi.

Musée Picasso

Carnavalet Müzesi

Aslında buraya da girmeyecektik. Fakat bedava olunca fikrimizi değiştirdik. Çok beğendik müzeyi. Sonra niye bedava yaptıklarını anlamadık açıkçası. Müzede Paris’in tarihi anlatılıyor. Madame de Sevigne Galerisi ve Robespierre’s son mektubu gibi önemli eserler bulunmakta içerde.

Musée Carnavalet

Pompidou Merkezi

Paris’te sanat turunuza Louvre ile başlarsınız, D’orsay ile devam edersiniz, Centre Pompidou ile bitirirsiniz derlermiş. Biz bu sırayı tam takip edemedik ama yolumuzun üstünde burası vardı.  Uğrayı verdik 🙂

Mimari anlamında buranın güzel mi çirkin mi olduğunu ben tam anlayamadım. Bana saçma bir bina geldi 🙂 Borular morular ne o öyle:) Dışarıda bulunan merdivenlerden Paris’in panaroma turu 3 euro, panaroma turu + müzeyi gezmek isterseniz 12 euro ödüyorsunuz. Panorama turu yetti bize.Centre Pompidou

Île de la Cité

Burası Sen Neire üzerinde bulunan 2 adadan bir tanesi. Notre Dam’da bu adanın üzerinde olduğu için burayı epey bir gezmiştik. O yüzden burada çok vakit kaybetmedik. Transit geçip yolumuza devam ettik.

Île de la Cité

Latin Quarter

Burayı ben hiç bir yere benzetemedim. Şura gibi diyecem ama değil. Farklı bir yer sahiden.:) Güzel manada söylüyorum 🙂  Bir sürü bar, restoran, mağazalar ve kafeler var. Canınız döner falan çektiyse çok rahat orada bir mekan bulabilirsiniz. Gördüğüm kadarıyla daha çok öğrencilerin takıldığı bir semt.

Quartier Latin –

Lüksemburg Bahçesi

İsminde bahçe geçiyor ama sanırım Lüksemburg’dan daha büyük bir park olabilir burası. Koşanlar, piknik yapanlar, satranç oynayanlar bir sürü insan var.

Huzur dolu aşk dolu bir park. İçindeki küçük havuz da oyuncak gemiler bile yüzdürebilirsiniz veya bir sandalyeye oturup ayaklarınızı uzatıp havuza karşı kitabınızı okuyabilirsiniz. Sevgilinizle aranız bozuksa buraya getirin barışma garantisi veriyorum. Ayrıca, parkta bir santranç köşesi var. Eğer santranca merakınız varsa ordan geçen biriyle hemen bir satranç maçı yapabilirsiniz. Giriş ücretsiz.

Patheon

İlk olarak burası bir kilise olarak inşa edilmişse de, Fransız Devrimi sonrasında Fransa için mücadele eden veya hayatını veren önemli Fransız entelektüellerinin gömüldüğü bir monzaleye dönüştürülmüş. Voltaire, Rousseau, Victor Hugo, Marat, Emile Zola, Jean Moulin gibi büyük isimlerin anıt mezarları burada bulunmakta. Giriş ücreti 7 Euro. 6’da kapanıyor.

Pantheon

Jardin des Plantes

Bizim uğrayacağımız en son yer burasıydı. Orası da Botanik Garden’mış. Hem biz gitmek istemedik hem de bizim gittiğimizde kapatıyorlardı. Siz isterseniz burayıda ziyaret edebilirsiniz.

Paris’ten Ne Hediye Alınır ?

Benim bu konuda yapacağım ilk tavsiye macaron olacak. Özellikle Şanzelize Caddesi üzerinde yer alan Ladurée bu konuda süper bir yer. Aldığınız kutuya göre seçtiğiniz miktara göre fiyatlar değişiyor. Fiyatlar 15 Euro’dan başlıyor.

Ladurée Élysée, Paris

İkinci tavsiyem de çikolata olacak. Jean Paul Hevin’dan (Saint Honore üzerinde) harika çikolatalar alabilirsiniz. Biz 250 gramlık kutulardan almıştık 28 Euro tutmuştu.

Jean-Paul Hévin

Paris’te Nerede Yemek Yenir ?

Biz yemek için bir kaç yer denedik. Denediklerimi sizinle paylaşacağım.

Pizza Pino Şanzeli Caddesi üzerinde. Pizzaları fena değil fakat. Pek ucuz değil fiyatları bir pizza 15 Euro civarında.

Türk yemeği yemek isterseniz Saint Georges (Opera Meydanı’na yakın) üzerinde Sizin Türk Lokantası var. Orayı deneyebilirsiniz. Biz kebap falan yedik. Yemekleri güzeldi. Yalnız tam kapatıyorlardı. Saolsunlar kırmadılar bizi. O yüzden gittiğiniz saate dikkat edin. Fiyatlar 15 Euro civarında.

Zafer Takı’nı geçince hemen sağında kalan La Fabbricca (19 rue de l’Étoile) diye bir makarnacı var. Orayı da denemenizi tavsiye ederim. Fiyatlar 15-20 Euro aralığında.

Steak olarakta  Jean-Jacques Rousseau üzerinde yer alan The Beef Clup’ı deneyebilirsiniz. 330 gr antrikot 38 Euro. Pek ucuz değil gördüğünüz gibi. Fakat etleri lezzetli. Önceden yer ayırmanız faydalı olur. Yoksa bizim gibi epey beklersiniz:)

Yukarıda hediye kısmında yazmıştım tatlı yemek için Şanzelize’deki Ladurée veya Jean Paul Hevin’e gidebilirsiniz. İkisine de kefilim. Laduree biraz pahalı hot cholate 8 Euro ona göre:)

Dondurma için de tavsiyem Notre Dame’a çok yakın mesafede olan Berthilion (31 rue Saint-Louis-en-l’Île) olacak. Mutlaka oraya da uğrayın. Fiyatları yazmıyorum. Ucuz 🙂 2 çeşit dondurma 4.50 Euro.

Paris Gezisi İçin Ne kadar Para Yeterli Olur?

Paris ucuz bir yer değil arkadaşlar. Keyfini çıkarmak için para harcamak gerekiyor maalesef. Biz konaklama, uçak ve diğer harcamalar dahil 3000-3500 TL arası bir para harcadık. Ucuza da getirebilirsiniz. Bu tamamen sizin yapmak istediğiniz şeylere göre değişecektir.

Balayı İçin Paris’e gelinir mi?

Ya valla bence gelinmez:) Paris’i çok beğendim. Çok güzel, harika, romantik vs. Fakat balayı için böyle rahat rahat dinlenebileceğiniz, hiç bir şeye kafa yormayacağınız, yatıp yuvarlanacağınız bir yere gitmek bana daha mantıklı geliyor. Bu yüzden bence Paris’e ikinci balayı için gelin:)

Genel Olarak

  • Paris en az 3 gün ayırmanızı tavsiye ederim. Gezilmesi gereken bir çok yer ver.
  • Paris’e turla gelmenize gerek yok bence. Eğer dersinize güzel çalışırsanız her şeyi kendi başınıza çok rahat yapabilirsiniz. Bir de o turlar çok yorucu oluyor.
  • Gitmeden önce mutlaka yapmak istediklerinize karar verin ve bir plan yapın.
  • Vodafone Redd hattınız varsa özgürce hattınızı kullanabilirsiniz. Günlük 12 TL. İnternet hayat kurtarıyor.
  • Otelinizi mutlaka merkezi bir yerde ayarlayın. Ucuz diye şehrin çok dışında bir yerde kalmayın.
  • Şanzelize, Eyfel, Louvre, Lüksemburg Bahçesi, Zafer Takı, Sacre de Cour’u görmeden dönmeyin.
  • İsterseniz sightseeing turlara da katılabilirsiniz. Fiyat 28 Euro. Baya bir yer gezdiriyorlar.
  • Eğer vaktiniz olursa bir de maça gidin. PSG maçları baya güzel oluyormuş.
  • Biz Orsay Müzesi’ne gidemedik. Siz öyle bir hata yapmayın.
  • Prenses Diana’nın Eyfel Kulesi’ne yakın bir mesafede anıtı var. Onu da ziyaret edebilirsiniz.

Fransa’nın Işık Festivali ile Ünlü Şehri Lyon

Check Also

Halis Dürüm – Kaliteli Kebap, Makul Fiyat

Atakent gibi lüks sitelerin olduğu bir bölgede gerçekten uygun fiyatlı ve lezzetli bir yeri bulmak …

Asiller Kebap – Esnaf Lokantısı Gibi Esnaf Lokantası

Asiller Kebap ve Lahmacun Salonu esnaf lokantası gibi esnaf lokantası, gerçekten lezzet arayanların adresi ve …

Samsun – Gezilecek 40 Yer

Kültürel zenginliği, tarihi eserleri, doğal güzellikleri, coğrafyası, zengin mutfağı ve alışveriş imkanları ile güzel şehrimiz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir